Dört Boyutlu Ultrason

    Dört Boyutlu Ultrason

    Bu yazıda, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Kurtaran’ın dört boyutlu ultrason üzerine yapmış olduğu incelemeleri okuma fırsatına erişebileceksiniz.

    Dört Boyutlu Ultrason Nedir?

    1970’li yılların başlarından itibaren modern tıp oldukça gelişmiştir. Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte hayatımıza giren ultrason cihazları, günümüzde hamileliğin takibi açısında oldukça önemli bir konumdadır. Spesifik olarak söylememiz gerekirse, bilgisayar teknolojileri ve endüstriyel alanda meydana gelen gelişmeler, ultrason cihazlarındaki görüntü kalitesini arttırmıştır ve artmaya da devam etmektedir.

    4 boyutlu ultrasonlarda (4D) sağlanan görünü kalitesi, standart 2 boyutlu (2D) ultrasonlardan çok daha iyi bir konumdadır ve adeta MR cihazındaki gibi dokular, detaylıca ayrıştırılabilmektedir. Daha önceki dönemlerde üç boyutlu ultrason (3D) cihazlarıyla yapılan incelemeler, anne karnındaki bebeğin hareketlerin gecikmeli olarak görüntülenmesini sağlarken 4 boyutlu ultrasonografi ile bebeğin kaşlarını çatması, gülmesi, esnemesi, parmak emmesi vb. hareketleri anlık ve hızlı bir şekilde izlenebilmektedir.

    Normalde ultrason cihazı; “prob (tranducer, scanner)” olarak adlandırılan, anneye temas eden uçtan yayılan yüksek frekanstaki ses dalgalarının çeşitli yoğunluklardaki dokulardan yansıyarak oluşan görüntünün bir ekran üzerine yansıtılması esası ile çalışmaktadır. 2 boyutlu ultrasonlarda yansımalar düz olarak gelmektedir. Buna karşılık, 3 boyutlu ultrasonlarda belirli açılar ile yansımalar izlenip dokular ayrıntılı bir şekilde incelenebilmektedir. 4 boyutlu ultrasonlarda ise çekim esnasında anne karnında bulunan bebeğin 3 boyutlu görüntüleri adeta fotoğraf kareleri gibi eş zamanlı görüntülenerek kaydedilmektedir.

    Dört Boyutlu Ultrason Neden Yapılmaktadır?

    Dört boyutlu ultrason aygıtı ile elde edilen görüntü (ultrasonografi), anne karnındaki bebeğin sahip olduğu anomalileri saptama açısından oldukça önemlidir ve kritiktir. Dört boyutlu ultrasonografi sayesinde ceninin sahip olduğu damak yarığı ve dudak yarığı saptanabilir. Dört boyutlu ultrason, bebeğin omurgasındaki ufak açıklıkları bulmak açısından da büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Ancak, dört boyutlu ultrasonografi, bir tanı aracı değildir. Dolayısıyla, dört boyutlu ultrasonografi, siyah-beyaz ultrasonografinin yanında sadece bir yardımcı görevi üstlenmektedir.

    Dört Boyutlu Ultrason Hamileliğin Kaçıncı Haftasında Tercih Edilmelidir?

    Anne adayı bireyin gebelik sürecinin ilk haftalarından itibaren bebeğin anne karnındaki hareketleri ultrason sayesinde izlenebilmektedir. Buna karşın, dört boyutlu görünümün elde edilmesi için yapılan dört boyutlu ultrason, hamileliğin dördüncü ayının bitmesinden itibaren yapılabilmektedir. Bu sebepten ötürü, 16. haftadan itibaren randevu alınması gerekmektedir. Ultrasonda bebek görüntüleri için en net ve kaliteli dönem,  6. ila 7. hamilelik aylarına yani gebelikteki 26. ila 30. Hafta arasına tekamül etmektedir. Bebeğin sağlıklı bir görüntüsü 26. haftadan önce alınamaz. Bu durumun sebebi, anne karnındaki bebeğin cilt altı yağ dokusunun 26. haftadan önce tam anlamıyla gelişmemesidir.

    Dört Boyutlu Ultrasonun Avantajları Nelerdir?

    Dört boyutlu ultrasonun kullanılması tanı ve teşhis açısından kritik bir öneme sahiptir. Bebeğin cinsiyetinin daha erken dönemlerde (14. haftada) belirlenmesi (pozisyona da bağlıdır), bebeğin gelişimsel analizi, rahmin yapısal problemlerinin teşhisi, plasentada oluşabilecek anomalilerin saptanması, plasentanın yerleşiminin (lokalizasyonunun) belirlenmesi, ektoptik (dış) gebeliğin tanısı, çoğul gebeliklerin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi, anormal kanamaların sebeplerinin teşhis edilmesi ve yumurtalık tümörleri, kistleri, polip ve miyomlarının teşhisi, dört boyutlu ultrason kullanımı sayesinde rahatlıkla sağlanabilmektedir.

    WhatsApp chat
    Şimdi Ara!
    Yol Tarifi